Türkiye Gerçek Türkiyenin Gerçekleri Ülkücü Haraket Mhp Mason Gizem Sır tarih
Türkiyenin Gerçekleri
Kimler Online
MHP – Milliyetçi Hareket
MHP - Milliyetçi Hareket Partisi

MASONLUĞUN TANRISI ŞEYTANDIR

 

MASONLUĞUN TANRISI ŞEYTANDIR

“Kainatın Ulu Mimarı” tanımlaması ile masonlar, maddesel hayali bir varlığı ifade etmektedirler. Söz konusu açıklamalarda muğlak ifadelerle tanımlanmış olan bu varlık, üst düzey masonların ritüellerine ve sözlerine bakıldığında açık ve net şekilde ortaya çıkmaktadır. Masonlar, Kainatın Ulu Mimarı tanımlaması altında, tek bir şeye tapar ve yalnızca ondan emir alırlar. Masonları yönlendiren bu güç, ŞEYTANDIR. 
Çünkü İtalya’nın 1887 yılındaki resmi mason dergisi “riviesta della Massoneria İtaliana” 27. sayfasında şunları söylemektedir: Masonluk büyük şeytanı gerçek başkanları olarak görüyor
Masonluğu Şeytan Yönetir
New Age akımının kurucusu ve Fransa’daki Meşrik-i Azamlığı’na bağlı 32. dereceden mason olan Madame Petrovna Blavatsky bu konuyla ilgili şunları söylemektedir: 
… gezegenimizin ilahı ve tek ilah şeytandır. (Allah’ı tenzih ederiz.) (Madame Blavatsky (i.e., the Mother of the New Age movement)The Secret Doctrine (1888), Vol. II, pg. 234)
Mason yazar Eliphas Levi, kendi liderinin Baphomet, diğer adıyla şeytan olduğunu açıkça ifade etmektedir. Eliphas Levi’den ilginç bir alıntı şöyledir:
Aydın Lucifer (şeytan), … kutsal ruh’tur, fiziksel anlamda Lucifer ise evrendeki manyetizmanın en büyük etkenidir. (Eliphas Levi, Freemason of the Grand Orient of France, The Mysteries of Magic, pg. 428)
Albert Pike’ın kitabı Morals and Dogma (Ahlak ve Dogma) hala ABD’de İskoç Riti Masonluğu üyelerine tavsiye edilir ve iyi tanınmış mason yazarlar tarafından masonluğun Eflatunu olarak isimlendirilmiştir. 33. dereceden mason olan Albert Pike’ınMorals and Dogma adlı kitabındaki açıklaması şöyledir:
LUCIFER (şeytan), ışığın kaynağı! Karanlığın Ruhu…
Petrovna Blavatsky, bu kavramı şöyle özetlemiştir: 
Lucifer ilahi ve dünyevi bir ışıktır, ‘Kutsal Hayalet’ ve ‘Şeytan’dır… (The Secret Doctrine (1888), Cilt. II, s. 513) 

Yine New Age hareketinin öncülerinden filozof mason David Spangler’in bu konudaki görüşleri ise şöyledir: 
Lucifer (şeytan) bize bütünlüğün son bağışını vermeye gelir. Eğer bunu kabul edersek, o zaman özgür olur ve biz de özgür oluruz. Bu Lucifer başlangıcıdır. Bu, şimdi ve önümüzdeki günlerde pek çok insanın yüzyüze geleceği bir şeydir, çünkü bu, New Age’in başlangıcıdır .”(David Spangler, Director of United Nations Planetary Initiative, Reflections on the Christ (1978), pg. 45)
Masonlar açıkça, şeytanın himayesinde hareket etmekte ve onun emirlerini yerine getirmektedirler. Bu gizli tarikatta en önemli sembol olarak kullanılan “her şeyi gören göz”, “Lucifer’in gözü” olarak tasvir edilmektedir.Bunun dışında tüm masonik semboller de aynı amaç için tasarlanmıştır. Tersine yıldız, Baphomet (keçi şeklinde şeytan) adını taşır ve şeytan’ın sembolüdür. Büyücülükte tersine beşgen yıldız yalnız bir amaçla kullanılır, şeytan’ın gücünü çağırmak için! ( John Daniel, Two Faces of Freemasonry, Day Publishing, 2007, s. 7) 
Dolayısıyla tüm masonik semboller aslında masonluğun temelinde yatan inancı, yani şeytana tapınmayı sembolize etmektedir. 
Daha önce detaylarını belirtmiş olduğumuz Lucifer doktrininin fikir babası 33. Dereceden mason Albert Pike ve onun şeytan doktrini ile ilgili olarak yazar John Daniels şu açıklamayı yapmaktadır. 
Albert Pike, “Lucifer Doktrinini” birçok mason biraderine öğretti. En heyecanlı öğrencileri Lucifer Doktrinini en ileri seviyede uygulayan Bismarck ve Mazzini’ydi. Bu üçlü birlikte masonluğu kullanarak iki dünya savaşı çıkardılar ve bunun ardından “dünyanın Lucifer’e Tanrı olarak tapınmaya hazır olmasını” sağlayacaklardı. (Allah’ı tenzih ederiz) (John Daniel, Two Faces of Freemasonry, Day Publishing, 2007, s. 94) 
Masonların şeytan ile bağlantılarının en büyük örneklerinden birini ise, 33. derece mason olan İngiliz Alesteir Crowley teşkil etmektedir. Satanist olan Crowley, aynı zamanda Doğu Tapınakçıları Locası (Ordo Templi Orentis – OTO) üstad-ı azamdır. Crowley’in annesi, oğlunun İncil’deki Canavar’ın tezahürü olduğunu söylemektedir. “Yaşayan en kötü insan” ünvanını taşıyan Crowley, masonik ritüeller doğrultusunda, kendisi ile bağlantıda olan kişilerin büyük bir kısmının dehşet verici ölümlerine sebep olmuştur. Crowley’in, şeytana, 150 genç erkek kurban ettiği iddia edilmektedir. (John Daniel, Two Faces of Freemasonry, Day Publishing, 2007, s. 95) 
33. dereceden mason olan Crowley’in aşağıdaki şiirleri, masonik sistemin altında yatan asıl şeytani gerçeği açıkça gözler önüne sermektedir: 
Kanımı şeytanın ellerine bağlıyorum
Bütün hepsi ellerimin arasında
Sana, Canavar, senin kontrolüne, 
Kendimi rehin veriyorum, bedenimi, zihnimi ve ruhumu. (Aleister Crowley, “The Beast 666,” 33° Freemason, Satanic Extracts (Black Lodge Publishing, 1991), pg. 3) 
Nefret edilen işime, işim üzerine yemin ederim, 
Her konuda dikkatsizim, fakat tek bir konuda ödül alırım,
O da tanrımız olan şeytanın mutluluğudur. (Aleister Crowley, “The Beast 666,” 33° Freemason, Satanic Extracts (Black Lodge Publishing, 1991), pg. 4 – http://geocities.com/jrredford/anarchist-jesus.pdf

Eliphas Levi’nin Baphomet Anlatımı
Baphomet hakkında en detaylı bilgi Eliphas Levi’den gelmektedir. Ünlü Fransız okültist, kabalist ve majisyen Eliphas Levi Zahed (asıl adı Alphonse Louis Constant’ın İbranice’ye çevrilişi) batı ezoterizmi hakkındaki başarılı çalışmalarıyla tanınır. Levi Baphomet’i vücudunun üst kısmı kadın, alt kısmı erkek olan, keçi kafalı ve kanatlı olarak tasvir etmiştir. 1854′de yayımlanan Dogme et Rituel de la Haute Magiekabala öğretisindeki merhamet ve şiddet (yada adalet) dengesini anlatmaktaydı. Kollardan biri erkeği diğeri dişiyi simgeliyordu. Boynuzları arasında yanan meşale madde ile ruh arasındaki dengeyi temsil ediyordu. Çirkin hayvani yüz ise günahkarın korkusunu anlatmaktaydı. Bacak arasındaki çubuk sonsuz hayat, vücudundaki pullar su, yarım daire şekli atmosfer, devamındaki tüyler ise dünya ile sonsuzluk arasındaki dönüşüm süreci idi. Göğüs ve hem kadının ve hem de erkeğinkine benzeyen kol yapısı ise insanı ve insanlığı simgelemekteydi. (İnsanüstü Büyü Öğretisi ve Törenleri kitabında Baphomet’i detaylı olarak anlatmaktadır.) 

Aleister Crowley’nin Baphomet Anlatımı
Baphomet hakkında bilgiler veren bir diğer okültist de Aleister Crowley idi. Ordo Templi Orientis’in (O.T.O – Doğu Tapınak Tarikati) İngiltere üstadı olarak bilinen Crowley bir özgür mason idi ve O.T.O üstadlığı döneminde Baphomet takma ismini kullanmıştır.
Crowley Baphomet’i çocuk Horus olarak nitelemiştir ve yine Aslan-Yılan olarak tanımlamıştır. Crowley’de Baphomet’in erkek-kadın ikilemine katılmakta, hatta biseksüel olduğunu iddia etmekteydi (Crowley kendisi de biseksüel idi). Crowley’e göre Baphomet, ayinlerde yer alan cinsel birleşimin sonucu olan “Sihirli Çocuk”tu ve aynı zamanda kadın ve erkeğin dengeli zıtlığıydı. Ancak Crowley Baphomet’i bu zıtlığın da ilerisinde, şehvetin kendisi olarak anlatmıştır.

Baphomet ve Şeytan 
Levi’nin Baphomet çizimi, Tarot kartlarının onbeşincisi olan Şeytan Kartından pentagram ise Levi tarafından belirginleştirilmiş ve muhtemelen insanı simgelemektedir. Aşağı işaret eden pentagram günümüzde de Şeytan Kilisesinin sembolüdür.
Satanist bir grup olan Dokuz Melek Tarikatı’nın Baphomet için yaptığı tanım ise, onun güzel bir kadın olduğu ve elinde kesilmiş, sakallı bir erkek kafası tuttuğu şeklindedir. 

Şeytan kilisesinin Kuruluşu
Lavey’in satanizm uyarlamasındaki temel temalar belirli bir kiliseye ait olmama ve insanın fiziksel ya da zihinsel yapısından zevk almadır. Şeytan, insanın bir tür hayvan olduğu fikrini ve fiziksel ya da zihinsel zevk almanın başını çeken günahı temsil eder. Lavey’e göre şeytan bu değerlerin kaynağını temsil etmektedir. Ritüeller, gelenek haline gelen büyü ayinlerinde olduğu gibi psikokinetik güç üzerinde odaklanan eylemler olarak düşünülür. Satanik felsefe, Aleister Crowley’nin “The Book Of The Law” (Kanun Kitabı) adlı kitabındaki öğretilerine oldukça yakındır. Her insan kendi kurallarına göre yaşıyor olarak kabul edilir.
Kuşkusuz satanizmin temel ögelerinden biri, din ahlakına ve bu ahlaka dair her şeye karşı olmasıdır. Üstelik bu karşıtlık sadece fikri alanda kalmaz. Satanistlerin çoğu hem ateisttir hem de her türlü dini değerle mücadele ederler. Lavey’in satanizmi de Hristiyanlıkla mücadeleyi asıl hedef olarak görmektedir. Lavey din hakkındaki görüşlerini şu şekilde ifade eder:
“Satanizm yalnızca ateist bir oluşum değil aynı zamanda anti-teistik bir durumdur. İnsanoğlu hızla bu evlerini kirletmektedir. Varlık sebebi olarak bir dini görmek, artık kabul edilebilir bir durum değildir. Hayatta kalabilmek için 2000 yıldır süregelen bu pasifliği ve ölüm tutkusunu yıkmalıyız. Hemen uygulanabilecek realistik çözümler var önümüzde Hristiyanlık her zaman olduğu gibi, ilerlemenin önündeki en büyük engel olarak duruyor.”
Lavey, 30 Nisan 1966 tarihinde katıldığı büyü ve büyücülük alanında en büyük festival olarak kabul edilen Walpurgisnacth’ta, önce büyücülerin geleneğine uygun olarak kafasını kazıtmış daha sonra yaptığı bir açıklamayla “The Church Of Satan” Şeytan Kilisesi’ni kurduğunu ilan etmişti.
Kendisini, kurduğu bu kiliseye rahip olarak atayan Lavey,1969 yılında “The Satanic Bible” (Kara İncil / Şeytan’ın Kutsal Kitabı)’nı yayınlamış, onu 1972′de “The Satanic Rituals” (Satanik Ayinler) izlemiştir. Üçüncü kitap “The Compleat Witch” (Bütün Yönleriyle Büyücülük) ise Avrupa’da basılmıştır. Lavey’in ayrıca, “The Devil’s Notebook” (Şeytan’ın not defteri) adlı kitabı da bulunmaktadır.
1970′lerin ortasında gizli bir topluluk olarak yeniden örgütlenen bu faaliyetlerin merkezi, San Francisco’da bulunmaktadır.
Lavey, kendi mensuplarına kurum karşıtlığını, kendi isteklerine düşkünlüğünü ve intikam almanın kişiye vereceği bütün haz çeşitlerini tavsiye etmiş, seksi yüceltmiştir. Ona göre düşmanlardan nefret edilmeli ve onlar mahvedilmelidir.
Şeytan Kilisesi, yapay yeraltı odalarında organize edilmiştir. “Babhomet” adı verilen bir keçi kafası içeren ve tılsım olarak kullanılan ters çevrilmiş beş köşeli yıldız, aynı zamanda bir sembol olarak seçilmiştir. Lavey, ayinlerde de büyüsel dil olarak Enoch’un (İdris) dilini kullanmış ve Aleister Crowley tarafından kullanılmış olan Enoch’a ait anahtarları benimsemiştir. Şeytan Kilisesi, kısa sürede pek çoğu orta sınıftan olanlar arasında okültisler, heyecan arayanlar, meraklılar, ırk problemler ve politik yoldan hak arayanlar tarafından oluşturulan uluslar arası bir topluluğu taraftar olarak çatısı altına çekmeyi başarmıştır.(Görüldüğü gibi şeytan kilisesi kuruluşunda masonik bir kurum olan O.T.O ‘ nun(Doğu Tapınakçılar) lideri olan Alıster crowley temel felsefesini oluşturmakta)

Kabaladaki sır
Kabaladaki büyüler fairos zamanındaki Babil ve eski Mısır’dan türetilmiştir 11 ve 12 yüzyıla kadar Avrupalıların eline geçmemiştir Kabala sadece birkaç bin kelime uzunluğundadır Fakat paralel evrenler maddenin atomik yapısı hakkında bilgi verdiği iddia edilir bu bilgileri birçok fizkikçi ve gök bilimci kullandığını belirtir. Nasıl olurda bir kaç bin kelimeden oluşan ortalama bir kitaptan bu kadar bilgi çıkarılır Cevap kabalanın bir düzenle yazılmasıdır çok katmanlı bilgileri saklamak için bir şifre ile yazılmıştır bu kitap ortaçağ simyacıların tarafından incelenmiştir. Newton ve bir çok bilim adamı bu kitabı incelemiştir Kitapta mistisizm,din,simyacılık,astronomi,astroloji tek bir çatı altında kabalistlik bilim olarak adlandırılmıştır. Kabalada bulunduğunu söylenilen bir buluşta insanı bir bakışla öldürme yöntemi bu yöntem kabalada anlatılırken şeytanın gözü olarak söylenir.Bu gözün tılsımlı adı ise EN HA RA’dır. 1921 de yapılan bir kayıtta Kara büyücü Aleıster crowley ‘in yaptığı ruh çağırma seansında RAZIEL’li çağırmaktadır kabalaya göre razıel şeytana yardım eden melek olarak tasvir edilir kabaladaki bilgileride razıel tarafından insanlara ulaştırıldığına inanılır yani görüldüğü gibi temelindeki kabala şeytana yardım ettiği iddia edilen raziel meleği tarafından insanlara verildiğine inanılır (demeki temel aldıkları kabalada şeytanın kuralları olduğuna açıkça görülüp itaat edilmektedir tabiki bu gibi iddialar gerçek dışı olup şeytanla organik bağ oluşturduklarını gizli şifrelerle bu şifreleri çözen yüksek rütbeli masonlar tarafından delil olarak sunulmaktdır. Kabala gizli örgüt olan tapınak şövalyelerinin baş ucu kitabıdır şuanki gizli örgütlerin temeli tapınak şövalyeleridir. Bu kitap Fransa nın güneyinde olan prevancada yaşayan haham ısaac the blind tarafından 9 soylu Fransız şövalyesinin eline geçtiğini onlarda kudüste Tapınak şövalyelerini kurmuşlardır)
Alt derecedeki masonlardan gerçeklerin saklanması
33. dereceye mensup mason albert pike “morals and dogma of ancient and accepted scottish rite of freemasonery”(richmond,1871 baskısı,yeni baskı 1966) kitabının 819. sayfasında şunu açıklamıştır:”mavi derece sadece bazı sembollerin anlamı söyleniyor yanlış yorumlarla şaşırtılıyor gerçek anlamlarını yüksek derecede saklanıyor. Mavi derece üyelerine masonluğu anladıkları izlenimi veriyor masonluk bedenini yüzyıllarca etrafında biriken kumlarla bedenini saklayan bir sfenkstir
Mavi derece masonlukta sayısı en fazla olan derecedir ilk 3 derece mavi derece kapsamına girer 4-18 derece arası kırmızı 19-30 arası siyah 31- 33 arası ise beyaz masonlar bulunuyor her derece atlandığında sembolleri derin ve gerçek manaları açıklanıyor dünyadaki bir çok mason masonluk hakkında gerçek ve doğru bilgilerle donatıldığını sanıyor
Mason dostu Kitap “ La Masoneira en Madrid “ (Madrid’deki masonlar): bazı büyük üstadların locanın gerçek sahibinden habersiz kendi felsefi etiklerine dalmış olarak yaşadıklarını iddia ediyor (görüldüğü gibi bir çok mason üstatları bile bir çok masonluk gizinden habersiz peki bu satanist dinin gerçekleri neden hemen adaylara bildirilmiyor)
Masonlar bunu kendi kaynaklarından masonik gizinin neden yavaş yavaş verileceğini bir örneklemeye anlatıyorlar
“Karanlık bir odada yarı uyur bir durumda birisi gelip lambayı yaksa bunu istemezsiniz. Gözleriniz karanlığa alışık olduğu için fazla ışıktan müteessir olur ışığın şiddetinin yavaşça artmasını istersiniz işte masonluğun yaptığıda budur uykulu gözlere masonik gizi yavaş yavaş vermekteyiz”
(Türk masonu dergisi,sf 30 – 36)

burada anlaşılacağı gibi masonik sırlar eğer masonluğa inançlı gelen insanlara satanizmin değer yargıları direk anlatılsa idi çok büyük tepkilerle karşılaşırdı aynı ışığı birden göze gelmesi gibi göz bu ışıktan rahatsız olurdu bu ışık şeytanın fenerini sembolize eder albert pike kitabında dediği gibi “şeytan ışığın kaynağıdır”

Peki masonlar inançlı bir şekilde gelip satanizm inancına nasıl giriyorlar bunun cevabı çok açık masonlar belli ritüellerden sınanarak geçiriliyorlar bu ritüellerin felsefi yönünü anlayıp ödevini tam yapan masonlar için yeterli görülmemekte ve yüksek kurulu istediği ve gözlemleyip olgunluğuna inandığı masonlar seçilmektedir peki bu masonlar nasıl seçiliyor ; önce masonluğun beyin yıkamanın inceliklerini iyi anlamak gerekir ama şu bilinmelidirki her insan bu yöntemlerle beyini yıkanır diye bir durum yok işte bu yüzden bir mason ne kadar ödevini iyi yapsada bu düşüncelerin mutlak doğru olduğuna kanaat edene kadar derecesi yükseltilmez bunu kanaat ettirmenin en basit yolu beyin yıkandığına dahi en belirgin özellikler o kişide gözükmesi gerekmektedir Peki beyin yıkama nasıl olur?
beyin yıkama nedir ve nasıl olur

Alm. Gehirnwäsche (f), Fr. Lavage de cervau (m), İng. Brain washing. İnsanı kendine has düşünce ve dünya görüşüne yabancılaştırmak, başka yönde düşünür ve davranır duruma sokmak için çeşitli yollarla tesir altına alma. 
İnsan, düşünen ve aynı zamanda çok yanılan bir yaratıktır. Çünkü hiçbir canlı gerek kendi iç yapısından, gerekse dışardan gelen tesirlere insan kadar açık değildir. Bu tesirlerden insan kadar etkilenmez. İşte beyin yıkama, insanın iç ve dış tesirlere açık olma özelliğinin istismarıdır. 
Beyin yıkama uzun ve kısa sürede gerçekleştirilen olmak üzere sınıflandırılabilir. 
Kısa sürede gerçekleştirilen beyin yıkama: Bu, tıbbi ve psikolojik usullerin kullanıldığı beyin yıkama metodudur. Bu metodun esası, söylenenlerin ayrıntısız, kontrolsüz kabullenildiği, yorgun, uykusuz, uyuşturulmuş durumlar hazırlayarak, insanın heyecanlarını, sürekli olarak kısa kısa etkileyip onu istenileni tartışmadan yapar bir davranış içine sokmaktır. Bu metodun kurucusu Rus bilgini Pavlov’dur. Pavlov çalışmalarını şartlı refleksler üzerinde yoğunlaştırmıştır. “Refleks”, tabii bir uyarıya karşı bünyenin gösterdiği tepkidir. Ateşe yaklaştırılan elin kendiliğinden çekilmesi böyle bir reflekstir. Şartlı refleks ise, alışkanlığa bağlı olan ve zamanla kazanılan reflekslerdir. Pavlov deney hayvanı olarak köpekleri kullanmış. Birçok defa köpeklere zil sesinin hemen arkasından et vermiştir. Daha sonraki deneylerde et verilmediği halde zil sesiyle birlikte köpeklerin salyalarının aktığı görülmüştür. Pavlov köpeklere çeşitli şartlı refleksler kazandırmıştır. 
1924 senesinde Leningrad’da büyük bir su felaketi oldu. Pavlov’un köpeklerinin bulunduğu binayı su bastı. Köpekler burunlarına kadar yükselmiş su seviyesinde günlerce kaldılar. Kurtarıldıktan sonra köpeklerin kazanmış oldukları şartlı refleksleri kaybettikleri görüldü. Pavlov’u beyin yıkama metoduna götüren bu olay oldu. Aşırı korku, heyecan, yorgunluk gibi hadiselerin kazanılmış şartlı refleksleri sildiği sonucuna ulaştı. Bundan sonraki deney araçları komünist rejim kurbanı insanlar oldu. Öyle usuller geliştirildi ki, bunlarla bir insanın akli melekeleri bozuluyor, hatıraları ve tasavvurları siliniyor, yapma bir mantıkla, başka duygulara sahip robot şahsiyet meydana getiriliyordu. Bu işte ilk şart, köpeklerde görülen ruhi çöküntü halini insanlarda meydana getirmekti. Bu, eskiden beri insanlarda görülen ve zihni çöküntü adı verilen bir haldir. Pavlov, sun’i bir zihin çöküntüsü meydana getirmek için yeni usuller geliştirdi. Bu durumu sağlamak için dört şart gerekiyordu. 
1. Yorgunluk: Beyin yıkamak için yapılacak ilk iş insanı yormaktır. Bunun için uzun devreler zarfında uykusuna engel olunur. Mesela, yüzüne kuvvetli ışık tutularak hem yorulması, hem de uyumaması sağlanır. 
2. Şaşkınlık: Bu büyük yorgunluğun etkisiyle zihin faaliyetlerinin zayıfladığı ve çözüldüğü sırada, zavallı şahıs saatlerce süren soru yağmuruna tutulur. Zihni o kadar karıştırılır ki, hakikat ile yalan arasındaki irtibat tamamen kaybolur. 
3. Devamlı acı: Vücudunda, uzun zaman işleyecek yaralar açılır. Kelepçeye veya zincire bağlanıp hareketine mani olunur. 
4. Devamlı korku: Hissi gerilim veya korku doğuracak yollara başvurulur. Bu uygulamalar sonucu, insanda bitkinlik son haddini bulur ve dimağ çözülür. Zihnin kontrolden çıkması aşağıdaki sonuçları doğurur: 
Beden hareketlerinde yavaşlama: Kişi sevk ve gayretten mahrumdur. 
Hafıza dağınıklığı: Hatıraları, yorum ve muhakeme kabiliyeti, eski alışkanlıkları tamamen kaybolmuştur. Olayların sırası unutulmuştur. Hayalle hakikat arasındaki sinirler, karanlık ve bulanık bir hal almıştır. 
Melankoli: Zihin bilinmeyen bir derdin pençesinde kıvranır. Kişi intihar etmek ister. 
Telkin edilebilme kabiliyetinin artması: İnsanın bu zayıf ve müdafaasız halinden istifade edilerek, telkin yoluyla hafızayı sahte bir şekle sokarlar. İnanılmasını istedikleri yeni fikirler, telkinde hastanın yorgun zihnine yerleştirilir. Artık beyin yıkama işlemi tamamlanmıştır

Yukarıda okuduğunuz beyin yıkama zaman bakımdan çabucak yapılan beyin yıkamada yapılan işlemlerdir uzun zamanda yapılan beyin yıkamada büyük benzerlikler vardır farklılık ise beyni yıkanacak kişiye kötü davranılmaz beyni eski mistik öğretilerle yavaş yavaş zerk edilerek beyin yorulur sonra kademe kademe bilmesi gerektiği kadar bilgi verilir bu toplantılar uzun ve yorucudur ve sürekli tekrarlar yapılır bir mason kendi aklı melekelerine yanlış düşen bir durumda olsa sürekli mistik ve karmaşık bilgilerle zihin yorulduktan sonra ve ardından sürekli tekrarlarla beyin saptırılır yanlış bilgiler doğru bilgi olarak beyni yerleştirilir ritüellerdeki eski babil ve mısır mistik bilgileri zihninin yorulmasında büyük katkısı vardır eğer bir mason bu zihin yorucu eski uygarlık felsefi bilgilerine iyi çalışmasa yani ödevini iyi yapmazsa derecesi 3. dereceden öteye gitmez çünkü beyni kirli adledilir temizlenerek de masonik bilgilere hazır olamaz ayrıca bir mason maddeye bağımlığı her derece artıkça artmaktadır buda beyin yıkaması için önemli bir yardımcı unsurdur beyaz mason olduğunda masonluğun tanrısını tam anlamıyla kavramak ve inanmak için zihin hazır olmuştur ve lucifer (şeytan) onlar için hayatın iyilik kaynağı olarak zihinlerine yerleştirilmiştir ve bu bilgisini alt derecedeki masonlardan da saklamak zorundadır.


Bunu Paylaşmak İstermisiniz?

Leave a Reply

Forumumuz Açıldı.
Untitled 1

Yandex Arama
Takvim
Temmuz 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  
Google Arama
Özel Arama
Reklam
Sayaç
Yandex.Metrica