Türkiye Gerçek Türkiyenin Gerçekleri Ülkücü Haraket Mhp Mason Gizem Sır tarih
Türkiyenin Gerçekleri
Kimler Online
MHP – Milliyetçi Hareket
MHP - Milliyetçi Hareket Partisi

TOPRAKLARIMIZ ELDEN NASIL ÇIKTI ?

TOPRAKLARIMIZ ELDEN NASIL ÇIKTI ?

Muzaffer Davamızın Kıçılarslan Kalemi – Kadir Mısıroğlu – Lozan Zafer mi Hezimet mi ?

Muzaffer Davamızın Kıçılarslan Kalemi – Kadir Mısıroğlu – Lozan Zafer mi Hezimet mi ?

İNÖNÜ BATI TRAKYA’NIN BULGARLARA VERİLMESİNİ İSTEDİ

Toprak kayıplarımız nasıl gerçekleşti? Neler yaşandı görüşmelerde?

Öncelikle Batum’dan başlayalım. Batum, Misak-ı Milli’ye dahildi. Yani 30 Ekim 1918’de fiilen elimizde bulunmaktaydı. Lozan’da Ruslar’ın da konferansa katılmış olmasına rağmen burası talep edilememiştir. Çünkü, 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması ile Batum Ruslara verilmiş, karşılığında kırk bin piyade tüfeği ile 5 milyon ruble alınmıştı.
Batı Trakya’nın da Misak-ı Milli’ye dahil olduğu tartışmasız bir gerçektir. Buna Yunanlılar bile itiraz etmemektedirler. Hatta burada mütareke yılları sırasında ‘Batı Trakya Hükümeti’ Müstakillesi’ bile kurulmuştu. Lozan’da İnönü burasını talep etmek yerine Yunanistan’ın elinden alınıp, Bulgaristan’a verilmesi için çalışmıştı. Bulgaristan Dedeağaç İskelesi’nden Ege’ye açılmak istiyor. İsmet Paşa da akıl almaz bir şekilde bunu destekliyordu.

Adalar konusunda ne tür tartışmalar yaşandı?

1912 Uşi Antlaşması’yla Adalar bize geçmişti ama Balkan Harbi sonuna kadar emaneten İtalyanlar’da kalacaktı. Fakat 1. Dünya Savaşı ve sonra da Yunan Harbi başlayınca Adalar’ın bize devri gecikmişti. Bunları Lozan’da topyekün dava etmek gerekiyordu. Çünkü hukuken bize ait olduklarına itiraz eden yoktu. Ama ne yazık ki, Türk heyeti bu işte de çeşitli tavizler vererek fırsatı elden kaçırmıştır.
Limni adasını müttefikler münakaşasız bize verdikleri halde Askeri müşavirimiz Tevfik Bıyıklıoğlu zapta geçmeyi unuttuğu için kaybettik.

Kıbrıs müzakereler sırasında elden kaybettiğimiz bir ada. Kıbrıs nasıl elimizden çıktı?

İngilizler 5 Kasım 1914 tarihinde Kıbrıs Adası’nı ilhak etmişlerdi. Türkiye bu emr-i vakiyi kabul etmedi. Sorunun Türkiye ve İngiltere arasında muallakta kalmış oldu. Bunun da Lozan’da halledilmesi gerekiyordu. Lozan zabıtlarını baştan sona okuyanlar, Kıbrıs’ın heyetimizce talep olunduğuna dair tek bir cümleyle karşılaşmazlar. Böylece Antlaşma’nın 20. maddesiyle Türkiye’nin İngiltere’nin 1914’teki ilhak kararını tanıdığı konuldu.
21. maddede ise orada yaşayan halkın artık Türk vatandaşlığını kaybederek İngiliz vatandaşlığını kazandığı ifadesine yer verildi. Bizim üyelerimiz buna itiraz etti. Böylece isteyenlerin 2 sene içinde Türk vatandaşlığını tercih edebilecekleri kabul edildi. Ancak bu tercih hakkını kulanlar 12 ay zarfında Türkiye’ye geçecekti.
İşte Kıbrıs adasında Türkler ve Rumlar arasındaki nüfuz dengesizliği böylece başladı. Daha sonra 2. Dünya Savaşı’nda Almanlar’dan kaçarak Ege sahilimize sığınan 10 binlerce Rum istekleri üzerine, bizim tarafımızdan Kıbrıs’a yerleştirildi. Ayrıca Mihri Belli’nin de katıldığı 1946-49 yılları arasındakiYunanistan İç Savaşı sırasında yenilen komünistler Kıbrıs’a giderek oraya yerleşti. Böylece adadaki nüfus dengesizliği büyüdü.

IRAK’IN PARÇALANACAĞINI 40 YIL ÖNCE SÖYLEMİŞTİM

Günümüzde Irak neredeyse 3 parçaya bölünmüş durumda. Bizimse Lozan sırasında güney sınırlarımız oldukça tartışmalı konularla geçti. Örneğin Musul için çetin müzakereler olduğu söylenir. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Ben Irak’ın parçalanacağını 40 yıl önce söylemiştim. Ama Musul’a geçmeden Halep hakkında bilgi vermek istiyorum. Halep de Misak-ı Milli’ye dahildir. Mütareke günü ordumuz Halep’in 40 km. güneyindeki ‘Nibil Kasabası’nda idi. Ankara İtilafnamesi ile sınır Halep’in 40 km. kuzeyindeki Tibil’den geçirilerek, başta Halep şehri olmak üzere 80 km. derinliğindeki bir vatan parçası hudutlarımız dışında bırakıldı. Arap alfabesiyle yazıldığında Nibil ile Tibil arasında bir nokta farkı vardır. Bir nokta farkı için Güney hudutlarımız 80 km. kuzeyden çizildi. Bu yanlışlığında Lozan’da düzeltilmesi gerekiyordu ama tek bir cümle bile sarfedilmedi.

KARAMELA ŞEKERİYLE KANDIRDILAR

Musul’a konusuna gelirsek…

Musul öyle bir arazi kaybıdır ki, üzerinde ne kadar söz söylense azdır. Musul’un Misak-ı Milli’ye dahil olduğu öylesine aşikardır ki, Türk heyeti burası için aylarca münakaşa etmişti. Fakat sonunda bir taktik hatası ile Musul da elimizden çıktı. Konu daha sonra 1926’da Haliç Konferası’nda ve ardından Cemiyet-i Akvam’da görüşüldü. Ancak aleyhimize sonuçlanacağı ihtimali belirince, Ankara’da 14 Haziran 1926 tarihinde gece yarısı bir anlaşma imza edilerek, Musul İngiliz mandası olarak Irak’a bırakılmıştır. Karamela şekeri misali, 25 sene boyunca petrol gelirlerinden Türkiye’ye yüzde 10 verilmesi kabul edilmişti. Fakat bu dahi alınamadı.
Halbuki Lord Gurzon’un hatıratına göre, İngizler Musul’u bize vermekte direnirlerse ve bundan dolayı barış gerçekleşmezse petrol yüzünden barışa yanaşmadıkları yolunda itham edilecekleri endişesiyle Musul’u toprak olarak bize vermeyi ama petrolü işletmek için mümkün olan çabayı sergilemeyi hedefliyorlardı. Ancak Türk heyetinin hatalarıyla İngilizler taktik değiştirerek Musul’u bize vermekten vazgeçmiştir.

UNUTULAN ADA YUNANİSTAN’A GEÇTİ

Diğer bir konu Osmanlı’dan miras kalınan topraklardan yeni Türk devletine mümkün olan yerlerin kazandırılmadığı yönünde. Bunu biraz açar mısınız?

Lozan’da Osmanlı İmparatorluğu topraklarından mümkün olan kısmının kurtarılabildiği iddiası da Lozan zabıtları ve tarihi gerçekler açısından propagandaya dayalı yalanlardır. Lozan’da Türk Heyeti Başkanı İsmet Paşa Musul hariç hiçbir yeri dava etmiş, almaya çalışmış da başarılı olamamış değildir. Misak-ı Milli’ye dahil oldukları halde Batum, Batı Trakya, Adalar, Kıbrıs, Antakya ve Halep’in bize bırakılması için Lozan’da heyetimizin söylenilmiş bir tek cümlesi mevcut değildir. Üstelik İsmet Paşa, Batı Trakya’yı Yunanlılardan kurtarıp Bulgarlar’a vermek için çalışmıştır. Sekiz yüz metre mesafedeki İstanköy adasını talep etmezken Romanya’da Tuna nehri içinde mevcut olan ‘Adakale’ adındaki kuş gözü kadar bir ada için gereksiz ve mantıksız bir gayret safretmiştir.
Çanakkale Boğazı’nın trafiğine hakim olduğu için münakaşasız bir şekilde bize terk edilmiş olan ve dört adadan biri olan Limni, temsilcilerimizin onu unutarak kayda geçmemesi sebebiyle kaybedilmiştir. Musul için yapılan ısrarlarda ise sayısız hatalar yapılmıştır.
Lozan Antlaşması’nın uzun müddet geçerli kalmasını onun mükemmelliğine de yoramayız. Bu doğrudan doğruya Türkiye’nin kaybettiği toprakları dava etmeyen Batı alemi karşısındaki korkak ve pısırık siyasetinin neticesidir.

Bunu Paylaşmak İstermisiniz?

Leave a Reply

Forumumuz Açıldı.
Untitled 1

Yandex Arama
Takvim
Ekim 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eyl    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  
Google Arama
Özel Arama
Reklam
Sayaç
Yandex.Metrica