Medya

Yeni neslimizin inşasında, taşeronluk görevi hepinizin tahmin edeceği üzere “anlı şanlı” medyamıza verilmiştir. Özellikleri hasebiyle toplumu “bilgilendirmesi” gereken medyamız “biçimlendirme” görevini üzerine almış, bunu da layıkıyla yerine getirmektedir.
Kamuoyu oluşturma ve yapay gündem çabaları hiçbir zaman boşa çıkmamış, gerçekler her zaman bir sır gibi saklanmıştır ülkemizde…
Toplumda bir araya gelen insanlar artık işsizlik, ekonomik kriz, Vatan kurtarmak gibi kavramları tartışmak yerine, hararetle Nihat Doğan’ı, Fenerbahçe’yi, Hülya Avşar’ın selülitlerini tartışır hale gelmiştir. Tıpkı “cambaza bak” diyerek cebimizdekileri çalan bir hırsız misali…
Gerçek gündem içerisinde ki ayrıntılar makaslanır, cımbızla alınan yapay gündem bomba gibi düşer ekranlara… Böylelikle ustalar tarafından zihinler yeniden ve istendik bir biçimde inşa edilir.
Demokrasi gibi içi boşaltılmış kavramlarla önce seçme hakkımız elimizden alınıp, güçlü olana verilir, manevi dinamikler gözden düşürülerek çağ dışılık olarak gösterilir, ahlak, din, vatanseverlik, kahramanlık git gide gözden düşürülür…
Cinsellik tabu olmaktan çıkarılır ve teşhircilik her daim ön plana sürülür. Eğlence kültürü ile toplum iyiden iyiye yozlaştırılır. Aptal dizilerde ki gülme efektleriyle (sanki biz neye güleceğimizi bilmiyormuş gibi) aptal muamelesine tabi tutuluruz.
Batı her zaman en doğru olanı bilir, her zaman ilerisi oradır, sakın doğuya dönme ne varsa batıdadır, anlayışı yerleştirilir zihinlere.
Kendine güveni bu gibi aşamalardan geçirilerek yok edilen insan sürüleri ise tek koz olarak batıyı taklit etmek ve onlar gibi yaşamak telaşına kapılıverir bir anda…
Emperyalizmin ve kapitalizmin kanlı dişleri arasında bir o yana bir bu yana savrularak parçalanmanız çok yakındır.
Hepimizin ibretle izlediği orta Afrika ülkeleri ve onları sömüren insanlıktan nasibini almamış canavarlara bir bakın: onların beyinlerini sömürdüler, düşünebilenleri devşirip kendi menfaatleri doğrultusunda çalıştırıyorlar.
Toprakları, yer altı, yer üstü tüm varlıkları talan edildi.
Bu sinsi “kültür erozyonu” ile bize yapılmak istenende budur.
Düşünen, haksızlığa karşı koyanları sindirmek, kişiliksizleştirmek, belleksizleştirmek, etkisizleştirmek…
İLGİLİ YAZILAR
2810total visits,1visits today








